lagina head
DVD Hemen satın Alın


Bu sayfadaki yazılar:

Lagina Hekate Kutsal Alanı(Derleme)
Lagina Kutsal Alanı
Yrd. Doç. Dr. Bilal Söğüt
Tanrıça  Hekate’nin  Gizemli Öyküsü
Senaryo: İkbal Çiğdem Damar
Kutsal Tapınak Hekate  
Halime Aslan Atlas Dergisi

 

Lagina Hekate Kutsal Alanı
(Derleme)

Lagina, Hekate kutsal alanı, Muğla'nın Yatağan ilçesine bağlı Turgut beldesi sınırları içerisinde yer alan bir arkeolojik sittir. Yatağan-Milas karayolu üzerindeki Yatağan Termik Santralı'nın yanından sağa ayrılan asfalt yoldan 9 km. gidilerek Lagina harabelerine varılır. Karyalıların önemli bir kült merkezi olan Lagina kutsal alanının yankısı zamanımıza kadar gelmiş olup, bu yöre halen Leyne ismi ile de tanınır.

Son yapılan araştırmalar, yörenin eski Tunç Çağı'ndan (M.Ö. 3000) günümüze kadar kesintisiz bir iskâna sahip olduğunu göstermektedir. Seleukos kralları büyük imar çalışmaları ile Lagina kutsal alanını dini merkez ve buraya 11 km. uzaklıktaki Stratonikeia kentini de bölgenin siyasi merkezi yapmışlardır.

Lagina'da ve Stratonikeia bouleuterion duvarlarında halen mevcut olan yazıtlardan öğrendiğimize göre, bu iki kent birbirlerine kutsal bir yol ile bağlanmıştır.

Lagina kutsal alanında propylon (anıtsal giriş kapısı), kutsal yol, altar (kurban ve sunak yeri), peribolos (kutsal alanı çevreleyen duvar), Dorik Stoalar ve Hekate Tapınağı bulunmaktadır.

Kutsal alan, aynı zamanda Stoaların arka duvarını oluşturan iki metre yüksekliğe kadar ayakta kalmış duvarlarla çevrilidir. Üç girişli olan ve batı ucunda dört adet İyon sütunu ile taşınan apsisi bulunan anıtsal giriş yapısı Stoa'ya da bir kapı ile bağlanmıştır.

Anıtsal giriş kapısından altar'a giden taş döşeli yola bağlanan 10 adet merdiven sırası vardır. Beş merdiven sırası ile çevrili olan ve üzerinde Attik İyon kaideli, Korint başlıklı tek sıra sütun bulunan bir platform üzerine oturan tapınak, kutsal alanın tam ortasındadır. Tapınak pseudo-dipteros planlı, 8x11 sütunlu, Korint düzeninde inşa edilmiştir. Pronaos kısmında iki adet İyon sütunu yer alır.

Lagina kutsal alanında yapılan arkeolojik kazılar, Türk bilim adamları tarafından yürütülen ilk kazılar olması açısından önem taşımaktadır. Bu kazıları Osman Hamdi Bey ve Halit Ethem Bey yürütmüştür. 1993 yılında arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmaları Muğla Müzesi Müdürlüğü başkanlığında, Mimar Arkeolog Ahmet Tırpan'ın bilimsel danışmanlığında tekrar başlatılmıştır.

Tapınağın frizleri Osman Hamdi Bey tarafından İstanbul Arkeoloji Müzesi'ne götürülmüştür ve halen burada sergilenmektedir. Frizlerde dört ayrı konu işlenmiştir. (Doğuda; Zeus'un yaşamı ile ilgili sahneler; batıda tanrılar ile gigantların savaşı; güneyde Karya tanrılar toplantısı; kuzeyde Amazonların savaşı.)

Lagina Kutsal Alanı

Yrd. Doç. Dr. Bilal Söğüt
Pamukkale Üniversitesi
Fen-Edebiyat Fakültesi
Arkeoloji Bölümü
DENİZLİ

Lagina; Muğla ili, Yatağan ilçesi, Turgut Kasabası sınırlarında "Kapıtaş" mevkisindedir. Burada tanrıça Hekate'ye ait bir kutsal alan ile bu kutsal alanın çevresinde yerleşimler bulunmaktadır. Antik kalıntılar Yatağan-Milas karayolunun 1. km'sinden (Yatağan Termik Santrali yanından) sağa ayrılan yolu takiben 9. kilometrededir. Asfalt yol Hekate kutsal alanına kadar ulaşmaktadır. Burada giriş kapısı (propylon), kutsal alanın etrafını çevreleyen duvar (peribolos), kutsal alan içerisinde üzeri kapalı dinlenme ve gezinti yerleri (stoa), kurbanların kesilip tanrıçaya sunuların yapıldığı yapı (altar) ve içinde tanrıçanın heykelinin yer aldığı tanrıçanın evi (tapınak) ile rahip evleri vardır.

Lagina'yı 18. yy'dan günümüze kadar pek çok seyyah ve araştırmacı ziyaret etmiştir. Bunlar arasında İlk Türk müzecilerinden birisi olan Osman Hamdi Bey, 1891-1892 yıllarında burada kazılar yapılmış ve o güne kadar bulunan eserleri toparlayarak İstanbul Arkeoloji Müzesi'ne götürmüştür. Hekate Tapınağı'nın dört yönüne ait kabartmalı friz blokları da bu dönemde toparlanıp İstanbul'a götürülen nadide eserlerdendir. Lagina ve çevresinde, uzun bir aradan sonra 1967-1970 yıllarında Prof. Dr. Yusuf BOYSAL tarafından kazı ve araştırmalar yapılmış ve Lagina'nın en eski seramik buluntusu bu dönemde ele geçmiştir. 1993 yılından günümüze kadar Prof. Dr. Ahmet A. TIRPAN başkanlığında arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmaları sürdürülmektedir. Çalışmalar Selçuk ve Pamukkale Üniversitesi'nin yönetiminde farklı üniversitelerden gelen arkeolog, mimar ve epigraf öğretim üyeleri tarafından yürütülmektedir. Burada bilimsel olarak Lagina ve çevresinin tarih, din, kültür ve sanatını belirlemenin dışında, ortaya çıkartılan eserler kısmi restorasyonlarla ziyaretçilerin rahatlıkla gezip görebilecekleri bir konuma getirilmektedir.

Yapılan araştırmalar Lagina çevresindeki kalıntıların M.Ö 3. bine kadar gittiğini göstermektedir. Laginadaki küçük buluntular ise M.Ö. 8. yüzyıla kadar inmektedir. Helenistik Dönem öncesinde Lagina Hekate kutsal alanı Koranza kentine bağlı bir dini merkezdi. Stratonikeia antik kenti, M.Ö. 3. yüzyıl başlarında Seleukos krallarından I. Antiochos tarafından önce üvey annesi iken sonra karısı olan Stratonike adına beyaz mermerden kurulmasından sonra bu çevredeki yerleşmeler buraya bağlanmıştır. Kutsal alanda imar faaliyetleri M.Ö. 3. yüzyılda başlamış ve sonraları devam etmiştir. Son çalışmalar Hekate kutsal alanının Bizans devrinde de kullanıldığını ve buraya yeni yapılar inşa edildiğini göstermektedir.

         Lagina Hekate kutsal alanı Stratonikeia'nın kült yeri, bölgenin de dini merkeziydi. Stratonikeia antik kentine yaklaşık 9,5 km uzunluğunda, 3-3,5 m. genişliğinde kutsal bir yol (sacra via) ile bağlıydı. Bu yol Stratonikeia antik kentinin kuzeyindeki çift giriş ve arasında bir havuz bulunan gösterişli kapıdan başlıyıp, bugünkü Yeşilbağcılar ve Turgut kasabası arazilerinden geçerek, Lagina Hekate kutsal alanındaki yarım yuvarlak girişli ihtişamlı kapıya (propylon) ulaşmaktadır. Zemini taş döşeli ve her iki yanında duvar ile sınırlandırılan yolun kenarlarında mezarlar ile çeşme ve su kuyuları bulunmaktaydı. Bu kutsal yol ve etrafındaki kalıntılar Yeşilbağcılar ve Turgut kasabaları sınırlarında görülebilmektedir.

         Hekate için Laginada her yıl normal, dört yılda bir de büyük şenlikler düzenlenmekteydi. Törenler belirli bir düzen içerisinde devam ediyordu. Çeşitli oyunlarla birlikte süren anahtar taşıma şenliği sırasında şenlik alayı, tapınak anahtarını Lagina'dan Stratonikeia'ya götürüp geri getiriyordu. Bu hareket hem tapınağın Stratonikeia'ya bağlı olduğunu hem de Hekate'nin yer altı dünyasının anahtarını elinde tuttuğunu simgelemekteydi. Törenlerde tapınağın anahtarını genç kızlar (kleidophoros) taşımaktaydı. Bu anahtar taşıyıcı kızların yardımcıları ise erkekti.

Tören için gelen bütün insanlar propylondan geçerek kutsal alana giriyorlardı. Yalnız törende görevli olanlar doğudaki on basamağı inerek altar yönüne doğru ilerleyip onlar için ayrılan yere durmaktaydılar. Töreni izlemeye gelenler ise propylondan girdikten sonra merdivenlerden inmeden hemen soldaki kapıdan stoaya geçiyorlar ve oradaki basamaklara oturarak törenin başlamasını bekiyorlardı. Kutsal alandaki tüm seremoniler bir kutsal alana yakışır şekilde, o dini havaya uygun olarak devam etmekteydi. Yıllık şenliklerin hepsinde bedava yenilip içilenlerin dışında, halka para da dağıtılıyordu.

         Lagina ve çevresinde gelirleri Hekate kutsal alanına ait pek çok zeytinlik ve tarım arazileri vardı. Bunlar tamamen vakıf arazileriydi. Hekate Kutsal alanı ile ilgili masraflar vakıf mallarından elde edilen gelirler ve tapınağa yapılan bağışlardan karşılanıyordu. Özellikle zenginler buraya büyük bağışlar yapma ve yeni bir bina inşa etme konusunda yarışıyorlardı.

         Laginada yeni bulunan kitabeler; başka şehirden bir vatandaşın Lagina'da oturması ve toprak sahibi olmasının özel bir izne tabi olduğunu ve isteyen her vatandaşın Lagina'da oturamadığını göstermektedir. Hekate kutsal alanının bir diğer farklı yönü de, kutsal alan içerisinde oturan kişilerin bir demosluk hakkına sahip olmasıdır. Hekate adına yapıldığı bilinen tek tapınağın burası olması ve antik dönemin en pahalı mimari düzeni olan korinth nizamının bu yapıda kullanılması da tapınağın önemini göstermektedir. Augustus'un buraya yardım etmesi ve bunun propylonda kapı lentosuna yazılması, bölgede Lagina Hekate kutsal alanının büyük bir öneme ve yaptırım gücüne sahip olduğunu göstermesi için yeterlidir. 

Lagina Hekate kutsal alanı ve çevresindeki çalışmalar her yıl düzenli olarak devam etmekte ve pek çok eser ortaya çıkartılarak yeni yeni tespitler yapılmaktadır. Laginada mimari elemanlara ilaveten pek çok küçük buluntular ile sağlam ve parçalar halinde heykel ve kabartmalar ele geçmektedir.
       
Hekate Kutsal Alanındaki Yapılar

Propylon

Kutsal alanın esas giriş kapısı (propylon) doğuda dışta yarım yuvarlak ve üç basamaklıdır. Burada antalar arasında 5 sütun yer almaktadır. Bu sütunlardan sonra ortadaki büyük, yanlardaki daha küçük üç kapı gelmektedir. Kapılardan sonra her iki yandaki duvarlar arasında devam edilerek doğuda antalar arasındaki iki sütun geçildikten sonra 10 basamak aşağı inilmektedir. Bu yol altar yönüne doğru devam etmektedir. Kapı Helenistik devir başlarından Augustus dönemi sonuna kadar birden fazla inşa aşamaları geçirmiştir. Propylon Ion nizamındadır.

Stoa

Kutsal alanın etrafı bir duvarla (peribolos) sınırlandırılmıştır. Kutsal alan içinde üç yöndeki bu duvarlar boyunca bir yönü duvar diğer yönünü de sutunların taşıdığı üzeri kapalı gezinti yerleri (stoa) vardır. Bunlardan özellikle batı stoasında, törene gelenlerin seremonileri rahat izleyebilmeleri için düzenlenmiş oturma sıralarının varlığı bilinmektedir. Stoa dor düzeninde inşa edilmiştir.

Altar

Üzerinde kurbanların kesildiği ve tanrıçaya sunuların yapıldığı altar, Bergama Zeus altarında olduğu gibi U şeklinde ve sütunlu olarak inşa edilmiştir. Bugün üç basamak (krepis) üzerinde kaide, orthostat ve tacı ile birlikte podyumumun büyük bir kısmı ve tapınak yönündeki basamakların yerleri görülebilmektedir. Şimdi kalıntıları görülen altar Augustus döneminde inşa edilmiş ve en son bir depremle yıkılmıştır.

Tapınak

Tapınak korinth nizamında, pseudodipteros plan tipindedir. 5 basamaklı bir altyapı üzerine yerleştirilen tapınak bir ön (pronaos) ve esas kült odasından (naos-cella) oluşmaktadır. Ön odada yandaki duvar uçları (anta) arasında Ion nizamında iki sütun yer almaktadır. En dışta ise korinth nizamında; uzun kenarlarda 11, dar kenarlarda ise 8 sütun bulunmaktadır. Tapınak duvarları ile sütun sırası (peristasis) arası (pteron) ikinci bir sütun sırası yerleştirilebilecek kadar geniş bırakılmıştır. Tapınağın hem sütunlar üzerindeki hem de duvar üzerindeki frizlerinde kabartmalar yer almaktadır. Daha önce Osman Hamdi Bey tarafından toparlanıp İstanbul Arkeoloji Müzesine götürülen ve sütunların üzerindeki üst yapıda yer alan tapınağın friz kabartmaları üzerinde dört yönde dört ayrı konu işlenmiştir. Doğu yöne ait olan ve Zeus'un doğumu ile ilgili olduğu düşünülen konunun işlendiği bir kabartma bloğu bulunmaktadır. Kuzeydeki kabartmalarda Amazonlar ile Grekler arasındaki anlaşmanın anlatıdığı bir olay sahnelenmiştir. Bu yöne ait bir levha üzerinde bir savaşçı ile bir amazon karşılıklı durup bir birlerine bakmakta, amazonun arkasında ise Hekate durmaktadır. Batı yöndeki kabartmalarda ise tanrılar ile Gigantların savaşı (gigantomakhi), konusu işlenmiştir. Kabartmalarda Zeus ile Tyfon, Apollon ile Efialtes savaşırken betimlenmiştir. Güneyde ise ele geçen kabartmalara göre Karia tanrıları ile kahramanların toplantısının tasvir edilmiş olduğu düşünülmektedir. Tapınak M.Ö. 2. yüzyıl sonları ile M.Ö. 1. yüzyıl başlarına tarihlenmektedir.

Heykel Kaideleri, Naiskoslar ve RahipEvleri
                 
Kutsal alan içerisinde Lagina ve çevresi için pek çok yardımlarda bulunmuş, yapılar inşa ettirmiş ve yararlılıklar göstermiş kişiler ile tanrı ve tanrıçalar için bronz ve mermer heykellere ait kaideler bulunmuştur. Ayrıca tanrı Serapis ve imparator Augustus için inşa edilmiş birer naiskosun varlığı kabartma ve kitabelerle kesinleştirilmiştir. Başka tanrı/tanrıça ve imparatorlar içinde naiskosların olabileceği düşünülmektedir. Diğer kutsal alanlardan farklı olarak burada rahip evlerinin varlığı da bilinmektedir. Ayrıca yazıtlarda Hekate'ye ait olan bakımından hadımların sorumlu olduğu kutsal bir koru ve üzerinde sürü otlatmanın yasaklandığı bir otlaktan söz edilmektedir. Yalnız bu yerin neresi olduğu kesin olarak belirlenmiş değildir.

Kutsal Havuz
Kutsal Alanın yaklaşık 300 m. güneybatısında bir havuz bulunmaktadır. Havuzun suyu, 50 m güneyindeki bir kaynaktan taş kanalla gelmektedir. Kaynaktan gelen suyun aktığı havuzun güneybatı kenarında traverten oluşmuştur. Havuzun tabanında 3-4 cm’lik kum tabakası ve onun üzerinde dikine yerleştirilmiş küçük taşlardan ibaret bir blokajdan oluşmuş zemin vardır. Havuzun duvarları orta ve küçük boyda düzensiz taşlardan, kireç harcı ile yapılmıştır. Duvar yüzeyi ise içinde kiremit parçacıkları bulunan kireç harcı ile 1-1,5 cm. kalınlığında sıvanmıştır. Havuza gelen kanalın örgü taşları arasında kireç harcı, kanalın iç sıvasında ise havuzda olduğu gibi içinde kiremit parçacıkları bulunan kireç harcı kullanılmıştır.
Kaynak ve havuzda Helenistik dönemden günümüze kadar farklı dönemlerde birden fazla kullanımın olduğu tespit edilmiştir.  Havuzun kazısı yapılarak restore edilmiş ve kenarında oturup dinlenilebilecek bir yere dönüştürülmüştür.

Nekropol
Hekate Kutsal alanı ile Koranzadaki Apollon ve Artemis Kutsal alanı arasındaki nekropol alanında dromoslu mezar, kaya mezarı ve iki odalı hipoje mezar şeklinde farklı tipte örnekler bulunmaktadır. Burada yapılan kazılarda ele geçen buluntular nekropol alanın M.Ö. 5. yüzyıldan itibaren kullanıldığını ve bu alanda M.Ö. 4. yüzyıla ait mezarların yoğun olduğunu göstermektedir. M.Ö. 4. yüzyıla ait mezarların varlığı yazıtlarla da desteklenmektedir.
Bu alandaki mezarların bazıları tarım terasları içinde ve kayalık alanda tek başına yapılmış, bazıları ise teraslar halinde düzenlenmiş nekropol alanında toplu olarak bulunmaktadır. Nekropol alanı içerisinde mezar ziyaretlerinde törenlerin yapıldığı açık bir alanın varlığı da anlaşılmıştır.

 

Yrd. Doç. Dr. Bilal SÖĞÜT

 

Tanrıça  Hekate’nin  Gizemli Öyküsü
Senaryo: İkbal Çiğdem Damar
2006

Bu senaryo Bodrumlife Publications tarafından
belgesel olarak filme çekilmiştir. www bodrumlife.com online olarak adresinden satınalınabilir
Yönetmen:İkbal Çiğdem Damar
Post Production: Necip Damar
Engish Text: Annette Ertan
Danışmanlar:
Prof Dr. Ahmet Adil Tırpan
Arkeolog:Yaşar Yıldız
Arkeolog Oğuz Alpozen
Tony Marciniec Yazar-Gazeteci



Lagina adını, Muğla-Milas yolunda Yatağan’ı geçer geçmez karşımıza çıkan Turgut tabelasının altında görürüz. Bizi 10 kilometre ileride kalıntılarıyla çok eski çağlara ait “Lagina Kutsal Alanı” ve binlerce yıllık öyküsüyle mitolojik tanrıça Hekate  beklemektedir...

Lagina; Hekate’nin bugün bilinen en önemli tapınağının olduğu, en eski ve yaygın olarak tapınıldığı yer olan Karya’daki Stratonikeia kentinin resmi dinsel alanıdır. Adı, günümüze hâlâ bazı yerlilerince söylenen “Leyne” adıyla ulaştı. Ancak yakın zaman önce Leyne’nin adı Turgut olarak değiştirildi.

Bölgenin bilinen en önemli dinî merkezi olan Lagina’da yerleşim M.Ö. 3000 lere kadar uzanır. Ancak, Lagina kutsal alanı hakkında bilgilerimiz, Stratonikeia kentinin kurulmasından ve Lagina’nın o kente bağlı bir tapınak yeri hâline gelmesinden, özellikle de şimdi kalıntıları görülen Hekate Tapınağı’nın yapılmasından sonraki döneme aittir.

Burada ilk araştırma 1743’te Richard Pockocke tarafından gerçekleştirildi. Daha sonra 1891 yılında Türk müzeciliğinin kurucusu sayılan Osman Hamdi Bey kazı çalışmalarını başlattı. Bu kazılar ülkemizde Türkler tarafından gerçekleştirilen ilk arkeolojik kazı özelliğini taşır. Uzun bir aradan sonra 1967-1970 yıllarında Prof. Dr. Yusuf BOYSAL tarafından kazı ve araştırmalar yapılmış, 1993 yılından günümüze kadar olan dönemde Prof. Dr. Ahmet A. TIRPAN başkanlığında çalışmalar sürdürülmüştür.

Yapılan kazılarda ortaya çıkan çok sayıda önemli kalıntı İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde, Turgut Müze Evi’nde, Milas  ve Muğla Müzelerinde sergilenmektedir. Tanrıça Hekate’nin Lagina’da bulunan tek vücutlu, tek başlı heykeli yine Turgut Beldesinde Belediye Binası önünde yer alır.  


Hekate inanışının Anadolu’daki anaerkil düzene ait dönemlerden kalan bir geleneğin devamı olduğu tahmin edilmektedir. Hekate’nin  adı 125-180 yılları arasında yaşayan Romalı filozof Lucius Apuleius’un Metamorfozlar adlı kitabında “Ana Tanrıça”lardan birisi olarak anılır:

“Ben her şeyin doğal annesi, bütün öğelerin sahibesi ve yöneticisi, bütün dünyalarda insan neslini başlatan, kutsal güçlerin reisi, cehennemdeki her şeyin kraliçesi, cennette yaşayanların önde geleniyim. Bütün Tanrıların ve Tanrıçaların göründüğü tek biçim benim. Gökyüzünün gezegenleri, denizlerin bütün rüzgarları, ve cehennemin acıklı sessizliği benim irademle idare edilir. Tüm dünyada değişik biçimler, farklı gelenekler ve bir çok adlar altında anılan benim adımdır, tapınılan benim kutsal varlığımdır.

İnsanların ilki olan Frigler bana Pessinus Tanrılarının anası, kendi topraklarından çıkan Atinalılar Minerva, denizle çevrilmiş Kıbrıslılar Venüs, yay taşıyan Giritliler Diana, üç dil konuşan Sicilyalılar korkunç Proserpine, Elevsisliler eski Tanrıçaları Ceres, bazıları Juno, başkaları Bellona, başkaları Hekate, Ramnusie, her türlü eski öğretinin ustası olan ve bana doğru dürüst törenlerle tapınan Mısırlılar beni doğru ve en eski adımla Kraliçe İsis diye adlandırırlar.”

Hekate’den bahseden ilk yazılı kaynak Hesiodos’un Thegonia adlı eseridir. M.Ö.7oo lü yıllarda İzmir Aliağa yakınlarındaki Kyme kentinden Antik Yunanistan’ın Askra kentine göç eden bir ailenin oğlu olan Ozan Hesiodos, Yunan tanrılarının doğuşunu, tanrı soylarının ve kuşaklarının birbirini izleyip gelişmelerini anlatır Thegonia’da; “Her şeyden önce Kaos vardı” der.


İlk olarak Gaia yani Toprak’ın var olduğunu  anlatır. Gaia  dört bir yanını saran Uranos’u yani göğü yaratır, kendine eşit. Sonra yüksek dağları ve denizi yaratır. Uranos’la birleşerek erkek titanları ve dişi titanları doğurur.

Hekate, titanlar arasında güneş soylular diye anılır.  Koios ile Phoibe’nin iki kızları olur: Birisi Leto, ki Apollon ile Artemis’in anasıdır, diğeri Asterie. Asterie, Perses ile birleşip Hekate’yi doğurur.

Hekate’nin adı Homeros destanlarında hiç geçmez. Buna karşılık Hesiodos’un Thegonia’sında büyük yer tutar. Ozan, Titanlar kuşağını saydığı parçanın sonunda Hekate’ye kırk altı dizelik uzun bir övgü düzmektedir.

Phoibe Koios’la gerdeğe girdi
Leto ve adı güzel Asteria’yı getirdi dünyaya
Perses sarayına götürdü bir gün
Ve sevgili eşi oldu onun
Ve Asteria Hekate’yi doğurdu.
Ölümsüzlerin saygısı büyüktür Ona,
Bütün yeryüzünde kurban kesen her ölümlü
Hekate’nin adını anar yakarışlarında.
Kimin dileğini iyi karşılarsa o tanrıça
Onun elde edemeyeceği bir şey yoktur.
Ona bütün mutlulukları vermek elindedir
Ünlü Gaia ve Uranos’un çocukları
Kendi paylarından pay vermişlerdir ona
Kim hoşuna giderse Hekate’nin
Yardım görür ondan.
Meydanlarda kalabalıklar içinde
Kimi isterse onu parlatır Hekate


Olympos tanrılarıyla ilişkisi olmayan, efsanelerde adı geçmeyen Hekate’ye Hesiodos’un bu kadar büyük ayrıcalıklar bahşetmesi araştırmacıları şaşırtır. Homeros destanlarında adı bile geçmeyen bu tanrıça, Theogonia’da ancak Ana Tanrıça Kybele ile kıyaslanabilecek evrensel bir nitelik taşımaktadır.

Hekate’nin bir Yunan Tanrıçası olup olmadığı da tartışmalıdır. Yunan mitolojisine sonradan adapte edildiği görüşü yaygındır. Yunan mitolojisinde Demeter, Persefon, Hekate mitosu dışında Hekate, yalnızca tanrılarla titanların savaşında Amazonlarla beraber Zeus’a yardım ederken görülür. Bergamadaki Zeus Atları bunun en güzel örneklerinden biridir…

Hekate’nin sözcük yapısı  Grekçeye uymaz. Karya Bölgesine özgü bir sözcüktür…  Karyalıların diline, Mısır’da paralı askerlik yaparken görüp etkilendikleri ebe Tanrıça Hekat’tan dolayı girdiği sanılır. Mısırlı ebe tanrıça Hekat’ın kökeni Mısır anaerkil dönemlerindeki  klanın bilge kadını “Heq” e uzanır.

Hekate sözcügü: “İradesini hakim kılan” en çok kabul görenidir.  “Çok uzakta olan”  ve “en parlak olan” anlamlarını da içerir. Kayra kralı Mozolos’un babası olan Hekatomnos’un adının anlamı: “Hekate Tapınağı insanı, hizmetkârı” dır.

M.Ö.81.yy.dan itibaren Lagina’da her dört yılda bir Hekatesia – Romaia Festivali yapılır, Fakat Hekatesia töreni her yıl kutlanmaya devam ederdi. Diğer bir adıyla “anahtar taşıma festivali”nde tapınağın anahtarı bir alay halinde  yürünerek Stratonikeia’ya götürülür ve geri getirilirdi. Bu gelenek, Hekate’nin yeraltı dünyasının anahtarını elinde tuttuğu inancından kaynaklanırdı. Bu inanca göre Hekate, ölüler diyarının kapısını koruduğu gibi, yeryüzündeki bütün kapıların da koruyucusudur. Bela ve felaketin evlerden uzak olması için, kapıların önüne Hekate sunakları dikilirdi. Ölülerin ruhlarını teslim alan Hekate, mezarlıkların da sahibesidir.
Özellikle Trakya mezar stellerinde yaygın olarak görülen atlı figürleri, onu kısrak sembolüyle özdeşleştirir.

 
Hades’in kapısında bekleyen Kerberos adlı köpekten dolayı, bütün köpeklerin sahibidir. Kendisine köpek kurban edilmesi Karya bölgesinde yaygın bir gelenektir. Köpeklerin gece ulumaya başlamaları halk arasında Hekate’nin dolaşmaya başladığına yorulur. Çünkü sadece köpekler onu ve serbest bıraktığı ruhları görebilirler. Dişi köpek ve dişi kurt, Hekate’nin özdeşleştiği sembollerdendir.

Hekate gecelerin, karanlıkların kızıdır. Bir ay tanrıçası olarak güneşle tamamlayıcı bir ilişkisi vardır. Ayın otuzunda, güneş ayı yakaladığı ve beraber doğdukları zaman, ona üzerinde mumlar olan düz bir pasta sunulur.

Hekate ve Apollo yolculuk tanrılarıdır, yolu aydınlatırlar. Apollo gündüz güneşiyle, Hekate gece meşalesiyle. Ateş saçan, ışık saçan, meşale taşıyan, ateş soluyan ve siyah isimleriyle anılır Hekate. Mağaralarda ona tapılır ve onuruna meşaleler yakılır.

Hilal şeklindeki ay ve meşale de Hekate’nin sembollerinden birisidir. Ruhların ve yolcuların yol göstericisidir. Üç yol kavşaklarında Tanrıça’ya ay son evresinde olduğu geceler çörek, balık, yumurta ve peynir sunularak tapınılır.

 

Erken dönemlerde tek vücutlu ve başlı iken, sonraları üç gövdeli tasvir edilir. Bu üçlü form,  cennette, dünyada ve ölüler diyarında güce sahip olmasını betimler. Aynı zamanda, doğum, ölüm yaşam üçlemesi de Hekate’nin üçlü formunda  vücut bulur. Yeni ay Artemis, Dolunay Selene ve ayın son hali Hekate’dir.

Hekate’nin üçlü bedeni bir kadının yaşam evreleri olan  kız çocukluğunu, anneliğini  ve aneanneliğini de sembolize eder.

Persefon, Demeter, Hekate üçlemesinde bereket tanrıçası Demeter’e yeraltı dünyasının hükümdarı tarafından kaçırılan kızı Persefon’un bulunması için yol gösteren kişi Hekate’dir.   

Hekate’nin gücü geç dönemlerde ve Roma mitolojisinde gitgide azalarak, ölüm, kötü ruhlar ve büyüyle bağdaştırılır. Artık o, yaşlı ve kötü kadındır. Cadılığı vurgulanır. Zeus’un yer altı dünyasına hükmeden kızı olarak anılmaya başlanır.

İnsanoğlu; bir zamanlar bolluk ve verimlilik içinde özgür, eşit  yaşadığı cenneti bir hükmetme, sahip olma ve savaş meydanına çevirirken, Apelieus’un Metamorfozlar’ında sözünü ettiği güzel ve güçlü Tanrıçalardan Hekate’yi de mitolojide bir cadıya ve yaşlı kadına dönüştürmüştür. Erkek tanrılar ana tanrıçanın yerine geçmiş, Hekate ise korkulan, kötülükleri ve karanlığı yönettiğine inanılan bir büyücü olarak anılmaya başlanmıştır..
 

 

Zamanın büyükannesinin sözcüklerini duy:
Hecate, Erishkagel, Cerridwen, Kalima-, Anna, Perenna, Örümcek Kadın ve birçok diğer adla bilinen.
Bazen korkulan, bazen  sevilen, ama şimdiye kadar hiç görmezlikten gelinemeyen.
Bilgi ve sonsuzluğun bilincini getiren.
O bakire oldu, ve, o sevinci hatırlar.
O Anne oldu, ve, o zevki anımsar.
Ama yaşı onu değiştirdi ve o, hiç durmadan dönen  tekerleğin gizemlerini öğretti.  Tekerlek; yaşam, ölüm, ve yeniden doğuştur.
O,  daireler çizen kasırgadır, püsküren yanardağ, yükselen büyük dalga, dünyanın kabuğunun titremesi.

Yaşla beraber, geçmişi anlamak ve geleceğe bir göz atmak imkanı gelir.Bunun  yüzden, tekerleğin dönüşünde, geçmiş, gelecektir, ve gelecek, geçmiş.
O Bilgili olandır, öğretmen, kaçınılmaz değişimin getiricisi.
Ayın  karanlığıdır,  saklanandır, bizi bekleyen görünmeyen bilinmezdir.
Ama ondan korkma çünkü O kötü niyetli değil ve onun dokunuşu  sert de olsa,sevgidir.
 
Sadece cehalette, o hor görülür ve kötümsenir.
Onu bilmeyenler, ekinleri bozan ve inekteki sütü ekşiten gücüyle yaşlı bir kadın diye onunla alay ederler.
Onun yaşını nefret edilen şeye dönüştüren şey, korkudur,
kırışıklıklarını iğrenç bir biçimsizliğe,
sesini şeytana ve çıkarcı bir gıdıklamaya.

Dünya üzerinde güç arayanlar onun bilgisi ve değiştirilemez gerçekleriyle yüzleşmekten korkar.
Ama eskiden biz, en eski gelenekleri öğrenmek için onun ayaklarının dibinde oturduk.
İyileştiren bitkilerin bilgisini ve hayatlarımızı şekillendiren şarkıları öğrendik.
 
Bizim konseylerimizde, pazar yerlerimizde, evlerimizde şerefle oturdu. Bizim devletimizi  yönetti ve bizim yasalarımızı yorumladı. Değişen mevsimlerimize yön  verdi. Bizim öğretmenimiz,  kahinimiz, yeniden doğuş sözümüzdü.

Gel, eskiden olduğu gibi onu şereflendir, şimdi Bilge Olan’ın, Eski Kahin’in, Yaşlı Kadın’ın sözcüklerini dinle!

 

Hekate’nin binlerce yıl süren sesssizliği ve hüznü günümüzde  Turgut Belediyesi, Kültür Bakanlığı ve Konya Üniversitesi’nin işbirliğiyle gerçekleştirilen Lagina Festivali ile coşkuya  dönüşüyor. Adeta, geçmişte Roma devrinde şaşaalı bir şekilde her yıl kutlanan “Hekatesia” şenlikleri yeniden canlandırılıyor.

Günümüzde batıda  “Paganizm” ve “Cadılık” kavramlarıyla özdeşleştirilen ve sembol kabul edilen “Tanrıça Hekate” ye inanan yabancılar, özellikle Bodrumdan gelen turist kafileleri, meraklı turistler, arkeoloji tutkunları  ve çevre halkı  giderek artan bir ilgiyle törenlere katılıyorlar.

Geleneksel davul zurna karşılamasıyla başlayan törende yöre geziliyor, yöresel müzikler dinleniyor, yemekler yeniyor, kazılar hakkında bilgiler veriliyor, film gösterileri düzenleniyor...
Muğla Üniversitesinin yardımıyla düzenlenen temsili Anahtar Taşıma ve kurban törenlerinin ardından Bodrumlu mistik ve Antik Müzik Grubu’nun gösterileriyle dolunayda gerçekleşen törenler son buluyor...

Hekate’nin gizemli yaşamı, Lagina’nın kalıntıları arasında gecenin geç saatlerinde , herkesin elini ayağını çekmesinden sonra tüm gizemiyle ve karanlığıyla devam ediyor...

 

The mysterious tale of the goddess Hecate
Screenplay by İkbal Çiğdem Damar 2006
This Screenplay filmed by Bodrumlife Publications in 2006
You can buy the DVD in English Subtiles from online store in www.bodrumlife.com


The name ‘Lagina’ appears on the Muğla-Milas road, just after Yatağan, below a sign for Turgut. The road leads to the remains of the sacred area of Lagina, about 10 kilometres further on, and to the millenia-old tale of the mythological goddess Hecate...
Lagina was the official centre of worship for the Carian town of Stratonikeia and – by all accounts - the site of the most important temple, the oldest and best-known place to worship Hecate.  The name ‘Lagina’ still lives on in the name of ‘Leyne’, the locals’ name for the nearby town, which itself, has recently been renamed ‘Turgut’.

Lagina’s history as the region’s most important religious centre goes back as far as 3000 BC.  But records for the sacred area date from the time Stratonikeia was founded and Lagina became its temple area.  Because the records refer to the Hecate Temple (the ruins of which can still be seen) they must date from that era or later.

The first research into Lagina was done in 1743 by Richard Pockocke.  Initial excavations began in 1891 under Osman Hamdi Bey, generally acknowledged as Turkey’s first real curator, and founder of Istanbul’s archaeological museum and others in Turkey.
These excavations were significant, being the first scientific excavations to be done in Turkey by Turkish archaeologists.  After a long break, Prof. Dr. Yusuf BOYSAL continued the research and excavation, between 1967 and 1970.  Most recently, the site has been under excavation by Prof Dr Ahmet TIRPAN, since1993.

The large numbers of objects unearthed during the excavations are now on display in the Istanbul Museum of Archaeology, Turgut Museum and the museums of Milas and Muğla.  The Hecate statue found at Lagina can be found in front of the town hall in Turgut.



It is thought that the tradition of the Hecate cult is a remnant of the Anatolian matriarchal era.  The Roman philosopher Lucius Apuleius (125-180 AD) describes Hecate in his book Metamorphoses as a ‘Mother Goddess’.
"I am she that is the natural mother of all things, mistress and governess of all the Elements, the initial progeny of worlds, chief of powers divine, Queen of heaven!  the principal of the Gods celestial, the light of the goddesses: at my will the planets of the air, the wholesome winds of the Seas, and the silences of hell be deposed; my name, my divinity is adored throughout all the world in diverse manners, in variable customs and in many names, for the Phrygians call me the mother of the Gods: the Athenians, Minerva: the Cyprians, Venus: the Candians, Diana: the Sicilians Proserpina: the Eleusians, Ceres: some Juno, other Bellona, other Hecate: and principally the Aethiopians which dwell in the Orient, and the Aegyptians which are excellent in all kind of ancient doctrine, and by their proper ceremonies accustom to worship me, do call me Queen Isis."

 

Although Homer doesn’t even mention Hecate in his works, she figures several
times in Hesiod’s ‘Theogony’, the poet dedicating forty-six verses of praise
to her at the end of a passage describing the bloodlines of the Titans.

 

The first written source mentioning Hecate is Hesiod’s ‘Theogony’.  Hesiod was born in the 700’s BC in Kyme, not far from today’s Aliağa north of Izmir and he moved with his family to the ancient Greek town of Askra.  In ‘Theogony’, he tells of the birth of the Greek gods, their blood lines and exploits, generation by generation.  “In the very beginning there was Chaos,” he says.
Hesiod’s ‘Theogony’ is currently accepted as the main source of the genealogy of the mythological gods – for example in the Oxford University Press ‘Classical Mythology’

 Hesiod firstly tells us about Gaia, the earth.  Gaia creates Uranus, the sky, as her equal, bound to surround her on all sides.  Then she creates the high mountains and the sea.  As a result of her union with Uranus she gives birth to the male and female Titans.

 

Hecate comes from the sun line of the Titans.  Koios and Phoebe have two daughters: one is Leto, mother of Apollo and Artemis, the other Asteria.  Asteria gives birth to Hecate following her union with Perses.

 

Again, Phoebe came to the desired embrace of Coeus.
Then the goddess through the love of the god conceived and brought Leto, Also she bore Asteria of happy name,
whom Perses once led to his great house
to be called his dear wife.
And she conceived and bore Hecate
She is honored exceedingly by the deathless gods.
For to this day, whenever any one of men on earth offers rich sacrifices
and prays for favor according to custom, he calls upon Hecate
Great honor comes full easily to him whose prayers the goddess receives favorably, and she bestows wealth upon him;
for the power surely is with her.
For as many as were born of Earth and Ocean
amongst all these she has her due portion.
Whom she will she greatly aids and advances:
and in the assembly whom she will
is distinguished among the people

 Analysts still wonder why Hecate, belonging neither to the Olympic gods nor mentioned in their legends and myths, merits such key importance in Hesiod’s opus.  Her all-encompassing role in ‘Theogony’ is comparable only with the mother goddess Kybele.

It is not really clear whether Hecate is a Greek goddess.  Many experts believe she was only adopted by Greek mythology at a later date, because apart from the myth of Demeter, Persephone and Hecate, she only appears along with the Amazons as Zeus’s helper, in the war between the gods and the Titans.  The portrayal of Zeus’ s horses from Pergamon are among the most beautiful  interpretations of the myth...

Also, from a linguistic point of view, the name Hecate doesn’t fit with the Greek language.  It belongs to the Carian region...  It is thought that the word might have been introduced to the Carian language by Carian legionaries who served in Egypt and encountered the Egyptian midwife goddess Hekat, protector of women in childbirth.  The roots of Hekat can be traced further back, to the wise clan leader ‘Heq’, originating in the Egyptian matriarchal period.

The word ‘hecate’ can mean ‘one who imposes his/her will’, but other meanings including ‘remote’ or ‘most glorious’ are also implied.  The name of the Carian king and father of Mausolus, Hekatomnus, means: ‘Man or servant of the Hecate temple’.

Hesiod’s ‘Theogony’ is currently accepted as the main source of the genealogy of the mythological gods – for example in the Oxford University Press ‘Classical Mythology’
Beginning in the 8  B.C., a Hecatesia-Romaia festival was held in Lagina every four years, but a Hecatesia ceremony was performed every year.  This was also known as the "key carrying festival", as the key to the temple was taken in a procession on foot to Stratonikeia and back again.  This tradition stemmed from the belief that Hecate held the keys to the underworld.   According to this belief, Hecate was the guardian of all the doors on earth, as well as that of the door to the land of the dead.  In order to keep trouble and disaster away from houses, altars to Hecate were erected in front of the doors.  Receiving the souls of the dead, Hecate was also the protector of cemeteries.  The figures with horses which are especially widespread on grave steles in Thrace, associate her with the symbol of the mare.

Because of the dog Cerberus who guards the gates of Hades, all dogs belong to Hecate.  It was a widespread custom in Caria to sacrifice dogs to the goddess.  When dogs started howling in the night, the people took this to mean that Hecate had begun to wander around, because only dogs were able to see her and the souls that she set free.  Female dogs and wolves are also one of the symbols of Hecate.

Hecate is the daughter of the night and darkness.  As a goddess of the moon, she has a complementary relationship with the sun.  On the 30th of the month, when the sun catches up with the moon and they rise together, a flat cake with candles on it was offered to the goddess.

Hecate and Apollo were gods of journeys, lighting the way for travellers, Apollo with the sun, and Hecate with her torch in the night.  Hecate was called scatterer of fire, radiator of light, torch carrier, fire breather and the black one.  She was worshipped in caves and torches were lit in her honour.

The crescent moon with a torch is also one of Hecate's symbols, showing the way to spirits and travellers.  On nights when the moon was in the final quarter, offerings of cakes, fish, eggs and cheese were made to the goddess at junctions of three roads. 

In early periods she had one head and body, but was later depicted as having three bodies.  This triple form showed that she possessed power in heaven, on earth and in the land of the dead.  The trio of birth, life and death is also embodied in Hecate's triple form.  The new moon was Artemis, the full moon was Selene and the waning moon Hecate. 

Hecate's triple body also symbolizes the stages of a woman's life: girlhood, motherhood and being a grandmother. 

In the trio of Persephone, Demeter and Hecate; Hecate helps Demeter, the goddess of fertility, to find her daughter Persephone, who has been kidnapped by the ruler of the underworld.

In later periods and in Roman mythology, Hecate became less powerful and was associated with death, evil spirits and spells.  She was now a bad old woman, her witchcraft coming to the fore.  She became known as the daughter of Zeus who ruled the underworld. 

While human beings turned heaven, the land of plenty where they had once lived
 in freedom and equality, into an arena for dominance, possession and war; Hecate, one of the beautiful and powerful goddesses mentioned in Apelieus's "Metamorphoses", was transformed into a witch and an old woman in mythology.  Male gods took the place of the mother god, and Hecate became feared, known as a sorcerer believed to rule the forces of evil and darkness.     

Hear the words of the grandmother of time:
Hecate, Erishkagel, Cerridwen, Kalima, Anna, Perenna, Spider Woman- a few of her names,
Sometimes feared, sometimes loved, but never ignored,
Bringer of knowledge and awareness of eternity,
She was a virgin and remembers that joy,
She became a mother and recalls that pleasure,
But age changed her, teaching the mysteries of the unceasing wheel,
The wheel- life, death and rebirth,
She is a hurricane tracing circles, a spitting volcano, a great wave swelling higher, the tremor of the earth’s crust,
With age comes understanding of the past, and a chance to glimpse the future,
So, when the wheel turns: the past is ahead, and the future has passed,
She is the wise one, the teacher, the bringer of inevitable change,
The darkness of the moon, the hidden one, the invisible unknown awaiting us,
But have no fear, because she has no bad intention,
Though her touch be strict, it is one of love,
Only in ignorance is she held in contempt and thought ill of,
Those who know her not make fun of her as an old crone, who spoils the crops and sours the milk in the cow’s udder,
The distaste felt for the signs of her age turns to fear,
Her wrinkles to a hideous formlessness,
Her voice to a sound of devilish, self-seeking irritation,
Those who seek power on earth are afraid to confront her wisdom and unalterable truths,
But we used to sit at her feet to learn the ancient customs,
We learned the lore of healing plants and songs that shaped our lives,
She sat with honour at our councils and in our market places and homes,
She governed our state, explained our laws, gave direction to our changing seasons,
She was our teacher, our oracle, our promise of rebirth,
Come, honour her as of old, listen to the words of the Wise One, the Ancient Seer, the Old Woman!

 

The silence and melancholy of Hecate that has lasted for thousands of years is today transformed into exultation by the Lagina Festival, jointly organized by the Turgut Municipality, the Ministry of Culture and Konya University.  It is almost as if the old "Hecatesia" festival, celebrated in great style by the Romans every year, is brought to life again.   

Today in the west, the goddess Hecate is associated with "paganism" and "witchery" and accepted as their symbol, and especially tour groups from Bodrum, lovers of archaeology and people from local towns attend the celebrations, interest in the event growing each year. 

The festival begins with traditional drum and pipe playing, and visitors can explore the area, listen to local music, eat, learn about the excavations and watch films.  After the symbolic "Carrying of the Key" and sacrifice ceremonies organized with the help of Muğla University, the ceremonies conducted under the full moon come to a close with performances by the Bodrum Mystic and Ancient Music group.

After everyone has left, late at night among the ruins of Lagina, the secret life of Hecate continues in all its mystery and darkness.

 

Halime Aslan
Kutsal Tapınak Hekate

 11.05.2008 Hürriyet Gazetesi
 
 
 
Büyük Menderes Nehri ile Dalaman Çayı arasında, Karia bölgesinde yer alan Lagina, bugün Muğla’nın Yatağan ilçesi, Turgut beldesindeki Kapıtaşı mevkiinde bulunuyor. Yirmi yıl öncesine kadar antik ismine yakın bir biçimde Leyne olarak anılan alanın tarihi İÖ 3. binyıla kadar uzanıyor.

Antikçağ’da insanlar tanrı ve tanrıçaları bazen evlerinin içine kadar alır, onlara evlerinde özel bölümler ayırırdı. Bazen de Muğla-Yatağan’da Lagina’daki kutsal alanında olduğu gibi, "tanrıların evleri" olarak gördükleri tapınaklar inşa ederlerdi. Tapınakta tanrı ya da tanrıçaya ait görkemli bir heykel vardı. Tapınım dışarıda, çoğunlukla bir sunak etrafında gerçekleşirdi.

Tapınak kapısının doğrultusunda yer alan sunakta adaklar adanır, kurbanlar kesilir ve etleri dağıtılırdı. İç organları ve yağları yakılır, yağlı etin dumanı yükseldikçe, törenin en önemli kutsal kısmı yerine getirilmiş olurdu. Çıkan dumana bakılarak kehanette bulunulurdu. Halkın tapınağa girmesine hiç gerek yoktu; çünkü tanrı ya da tanrıça onların sunakta yaptığı töreni kapıdan görmekteydi.

Lagina kutsal alanında kendisi için özel bir tapınak inşa edilen Tanrıça Hekate, Anadolu mitolojisinde önemli bir yer sahipti ve Tanrıça Artemis’e benzerdi. Ancak onun gibi değişik efsaneleri bulunmayan, kişiliği oldukça gizemli bir tanrıçaydı. Diğerlerinden ayrıcalıklı olarak yerde, gökte ve denizlerde önemli yetkilere sahipti. Ölülerin efendisi ve yeraltının evi olan Hades’in anahtarını elinde tuttuğuna inanılırdı. Büyücü yanı da bulunan tanrıça, karabasan, hortlak ve cin gönderebildiği gibi, istediği kişileri bunlardan koruma gücüne de sahipti. Aynı zamanda ay tanrıçası Hekate’ye dolunay gecelerinde çörek, yumurta, balık ve peynir sunulurdu.

Hekate kutsal alanında da Tanrıça için birçok tören düzenlenirdi. Hey yıl, eylül ayının dolunay gecelerinde tanrıçanın doğum günü kutlanır, tapınakta, tanrıça heykelinin bulunduğu bölümde gizli törenler yapılırdı. Hekate kutsal alanında gerçekleşen bu şenliklerin en önemlisi ve en büyüğü İÖ 81 yılından sonra yapılmaya başlanan "Hekatesia-Romaia" şenlikleriydi. Dört yılda bir düzenlenen bu şenliğin başında, elinde anahtar taşıyan bir genç kız, "Kleidophoros" bulunurdu. Bu genç kız, tören alayı eşliğinde anahtarı Stratonikeia antik kentinden Lagina’ya getirirdi. Bu tören hem Tanrıça’nın yeraltı dünyasının anahtarını elinde tuttuğunu, hem de bu dini merkezin Stratonikeia’ya bağlılığını gösteriyordu.

TANRILARIN TOPLANDIĞI TAPINAK

Kutsal alanın kuşkusuz en önemli mekánı, Hekate’nin evi olarak inşa edilen tapınaktı. Alanın ortasındaki tapınak, kuzeybatı güneydoğu anakayası üzerine inşa edilen beş basamaklı bir platform üzerinde yükseliyordu. Uzun cephelerde on bir, kısa kenarlarda sekizer Korint başlıklı sütuna sahipti. Böylece dönemin modasına uyularak sütunlarla tapınak duvarları arasında geniş bir alan oluşturulmuştu. Sütunlar üzerinde yer alan yatay taşıyıcı elemanlarda lotus ve palmet motifleri işlenmişti. Girişteki iki sütun İon üslubu başlıklarıyla diğerlerinden ayrılırken, ortada bulunan çukurda (bodros) sıvı sunular yapılıyordu. Günümüze ulaşmayan Tanrıça heykeli Naos adı verilen kısmında yer alıyor olmalıydı. Nitekim bu özel bölümde rastlanan pişmiş toprak figürün, sikke, fal taşı ve altın takı parçaları da bu görüşü destekliyor.

Sütunların üzerine gelen frizlerde dört ana konu var. Doğuda; baş Tanrı Zeus’un doğumu ve yaşamı işleniyor. Buradaki kadın tasviri Hekate olmalı. Ana tanrıça edasındaki Hekate, doğan çocuklarını yutan Zeus’un babası Kronos’a sunmak üzere bir taş taşır. Batıda; tanrılar ve gigantlar (devler) arasındaki savaşa katılan Hekate elindeki meşaleyi bir silah gibi kullanır. Kuzeydeki firizde, Amazonlar ve Yunanlılar arasındaki barış ve dostluk sahnesi görülür. Hekate dostluğun onuruna yere kutsal içki dökmektedir. Güney’de; Karia’nın tanrılar toplantısı yer alıyor. Tüm tanrılar Lagina’daki Hekatesia şenliklerine gelmiş olmalı ve bu sahnede Hekate, Apollon, Athena ve Aphrodite gibi tanrılarla bir tutuluyor.

STOALARLA ÇEVRİLİ

Tapınağın güneyinde sunuların gerçekleştiği altar bulunuyor. Çevresi tapınakta olduğu gibi korint başlıklı sütunlarla bezeli altarın hemen batısında, İS 4. yüzyıla, Hıristiyanlığın resmi din olarak serbest bırakıldığı döneme ait şapel yer alıyor. Kutsal alanı tamamlayan bir diğer yapı ise halkın dinlenebileceği, yağmur ve güneşten korunabileceği stoa. Bu yapılar meclisin ya da mahkemenin toplandığı, resmi belgelerin saklandığı, rahiplerin, resmi görevlilerin ve tanrıya dua edenlerin kalacak yer gereksinimi de karşılıyordu. Lagina Hekate Kutsal Alanı da üç yönden stoalarla çevriliydi.

Tanrıça Hekate için yapılan en büyük ve birçok mimari parçasıyla ayağa kaldırılabilecek durumdaki tek tapınak olan Lagina Hekate Tapınağı bu yönüyle antik dünyadan günümüze gelen, ortak mirasın önemli parçalarından biri. Lagina arkeolojik olduğu kadar dinler tarihi açısından da eşsiz bir öneme sahip. Bu yaz yolunuz Yatağan civarına düşerse Lagina’ya uğramayı ihmal etmemenizi öneririz.

Lagina kazıları 150 yıldır sürüyor

Batı Anadolu’daki birçok kentteki gibi, Lagina’daki ilk araştırma ve kazılar da 18-19. yüzyıllarda Avrupalı gezginler tarafından yapıldı. Bunlardan en ünlüsü Halikarnassos Mausoleion’unun kalıntılarını British Museum’a götüren C. Newton’du. Bir diğer ünlü isim ise ilk Türk müzecisi Osman Hamdi Bey’di. Osman Hamdi Bey, gün yüzüne çıkarttığı tapınağa ait birçok kabartmalı frizi İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne taşıdı. Uzun bir aralıktan sonra kazı çalışmalarına 1967-1970 yılları arasında Prof. Dr. Yusuf Boysal tarafından tekrar başlandı. 1993 yılından itibaren çalışmaları Konya Selçuk Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet A. Tırpan üstlendi.


copyright©1999-2006 bodrumlife publications      www.bodrumlife.com    info@bodrumlife.com 
 

bodrumlife