lagina head


Bu konudaki yazılar:
Tanrıça Hekate'nin Öyküsü: Güngör Kabakçıoğlu
Kaderin ve büyünün tanrıçası Hekate'ye inanmak: İkbal Çiğdem Damar


Tanrıça Hekate'nin Öyküsü
Güngör Kabakçıoğlu
hekate

Hekate,Titanlar arasında güneş soylulardan Asteria’dan doğma Persis’in kızıdır. Kişiliği çok gizemli olup göklerde, deniz-lerde, yeryüzünde, yeraltında her zaman her yerde hükmü geçen bir tanrıçadır. Tanrıların tanrısı Zeus onu herkesten üstün tutu ve ona karalarda, denizlerde, göklerde yetki payı verdi. Onu gençliğin baş tacı yaptı. İnsanlara günlük yaşamın mutluluklarını ve zenginliklerini vermekle görevlendirdi.
Hekate’nin Oliympos’un ölümsüz tanrıları arasında yeri büyüktür. Onlarla ilişkiler kurar iyi geçinir saygı ve sevgi görürdü. Halk toplantılarında yargıçlara akıl veren, savaşlarda barışlarda zaferi birlik ve düzeni sağlayan, yer altı ülkesine hortlakları, hayaletleri yollayan odur. Ölülerin ruhları onun yanında yürür, uluyan köpekler Hekat’nin gelmekte olduğunu haber verir, üç yol ağızlarına yiyecekler içecekler koydurur hayalet, hortlak ve ölülere sofralar donattırırdı.
Büyücülerin anası, tanrıçasıydı. Kirke ve Media büyücülüğü ondan öğrendiler . Hekate’ye yoldaşlık ettiler. Usta çırak ilişkilerini birlikte yürüttüler Efesli Artemis’in niteliklerini yansıtan Anadolu’ya özgü bir tanrıçaydı. Adı hiçbir efsaneye karışmadı.
Hekate’nin karmaşık bir kişiliği vardı. Bu günkü bilim onun bu karmaşık durumunu açıklamakta zorluk çekmektedir. Hekate kimi bölgelerde yol ağızlarında her yeri her şeyi görebilmesi için üç bedenli bir heykel olarak canlandırılmıştır. Kimi sanatçılar da onu aynı bedende üç başlı, altı elli olarak, ellerinde meşale, kılıç, hançer, kement, anahtar ve yılan tutarak görüntülemişlerdir. Hekate Anadolu’daki ana tanrıça Kybele ile kıyaslanabilecek evrensel bir nitelik taşımaktadır. Hekate’nin Muğla ili Yatağan ilçesinin kuzey batısındaki Turgut beldesindeki Lagina öreninde çok ünlü bir tapınağı bulunmaktadır. Bu görkemli tapınağın kalıntılarından bazı kabartmalar İstanbul Arkeoloji müzesinde korunmaktadır. Ozan Heseidos,Theogonia adlı eserinde Hekate'yi şöyle dile getirmiştir.

Ölümsüzlerin saygısı büyüktür ona,
Bu gün yer yüzünde kurban kesen her ölümlü
Hekate’nin adını anar yakarışlarında,
Kimin dileğini iyi karşılarsa o tanrıça
Onun elde edemeyeceği şey yoktur,
Ona bütün mutlulukları vermen elindedir,
Ünlü Gaia ile Uranos’un bütün çocukları
Kendi paylarından pay vermişlerdir ona…
Kim hoşuna giderse Hekate’nin
Yardım görür ondan, destek bulur onda.
Meydanlarda, kalabalıklar içinde
Kimi isterse onu parlatır Hekate.
Ölüm-kalım savaşlarında Hekate
Dilediği savaşçıya yardım eder.
Dilediğine verir başarıyı, şanı,şerefi
Kurultaylarda saygın kralların yanındadır.
İnsanlar arasındaki yarışmalarda
Tanrısal gücüyle işe karışır
Zaferi kazanan alır güzel ödülü
Ve şeref kazandırır yakınlarına.
Binicilerden de dilediğine yardım eder.
Belalı engin denize açılanlarda
Başvururlar Hekate’ye ve yeri sarsan tanrıya,
Bereketli av sağlar onlara tanrıça,
Ya da tam başaracakları sırada
Avlarını alır ellerinden canı isterse
Hermes’le sürüleri üretir ağıllarda
Öküzleri, keçileri, ak yünlü koyunları
Azaltır ya da çoğaltır gönlünce.
Ölümsüzler arasında yeri büyüktür Hekate’nin
Zeus gençliğin besleyicisi yapmıştır onu


Kaynakça
Mitoloji Sözlüğü: Azra Erhat
100 soruda mitolojya: Behçet Necatigil
Ana Britannica

Bodrumlife dergisinden alınmıştır

 

 

 

Kaderin ve büyünün tanrıçası Hekate'ye inanmak

İkbal Çiğdem Damar
1

Tanrıça inancı öyle eski bir inanış ki, ne kadar geriye gittiğini söylemekte tarihçiler de zorlanıyor. Şaşırtıcı olan ise bu inancın ve tapınmanın gitgide artarak günümüzde yeniden kıpırdanması ve kendine yabana atılmayacak denli çok sayıda yandaş bulması.

Aslında şaşırmamak gerek, yaşadığımız modern çağda iktidar savaşları ve şiddet azalacağına artarken, barış ve hoşgörü telkin eden tek Tanrılı dinlerin bizzat kendileri savaşlara sebep olurken insanların içinde yaşadıkları çağın dini değerlerine sırt çevirmesini bir “gelişme” olarak görmek dahi mümkün.

Tanrı ve Tanrıçaların pek çoğuna birden inanmanın mümkün olduğu bir inanış şekli olan Paganizm, daha doğru bir ifadeyle; kökenleri dünyanın kadim doğa dinlerine uzanan ruhsal bir yaşam tarzı. Doğanın kutsallığını kutluyorlar ve her şeyde varolan ilahiliğe -evrenin içinden akan ve hem görülebilen hem de görülemeyen bilinemez tine- saygı duyuyorlar. Paganizmin içinde de çok çeşitli gelenekler var. Herkesin eşsiz olduğuna, maneviyatını kendi özünün iç sesi uyarınca bulması gerektiğine inanıyorlar. Bu içtenlikte olan tüm inançlara saygı duyuyor, misyonerliğe karşı çıkıyor ve insanları kendi inançlarına döndürmeye çalışmıyorlar. Diğer inançlar ve genel olarak toplumdan tek beklentileri tolerans.

Özgür düşünce, yaratıcı imgelem ve insanların pratik yaratıcı zekâsını destekliyorlar, çünkü yaşamın doğal dünyanın ritmiyle uyum içinde sürmesinde bunların temel bir rol üstlendiklerine inanıyorlar. Doğal döngüler ile uyum sağlamak için ritüelleri var; sıklıkla mevsimlerin dönüm zamanlarında, ay ve güneşin safhalarında ve yaşamlarının dönüm noktalarında gerçekleştiriyorlar.

Tanrıça Hekate'nin Pagan inanışındaki yeri ne?

Bu soruyu Pagan Federasyonunun Türkiye'deki www.tr.paganfederation.org isimli internet sitesi aracılığıyla ulaştığımız Atheneris lakaplı başkanına sorduk:

“Hekate'yi bilmeyen veya zamanında okuyup araştırmamış pagan yoktur diyebiliriz. Sevilen tanrıçalardandır. Her tanrıça gibi önemli elbette, ama diğerlerinden daha önemlidir denemez. Bugünkü modern paganizmde Hekate özellikle batıda oldukça dikkat çekti; ortaçağdan kalan etkiler, Sheakspeare'in Macbeth'inde görülmesi, (Macbeth'de üç cadı görülmektedir, bu cadılar Hekate'nin üçlü formuna yorulur) küçük hatta önemsiz görünen ayrıntılar bunlar fakat batı kültüründe bugüne dek iz bırakmışlar. Paganizm günümüzde rağbet görmeye başlayınca da Hekate yeniden önemli bir tanrıça haline geldi.

Hekate'nin büyüyle bu kadar ilişkilendirilmesini de gene bu modern ilgiye borçluyuz. Eskiden tanrıçanın üç yüzü de onurlandırılırdı, oysa bugün genel geçerde sadece yaşlı bilge kadın hali göz önüne alınıyor. Yine de inisiyatik uygulamalarda eğitim ve uygulama daha farklıdır. İlk tapıldığında bu kadar bilinçaltıyla özdeşleştirilmiyordu, daha çok dünyevi, yaşamla ilişkiliydi; doğuma yardım eden, yaşam veren, doğum-yaşam-ölüm veya çıraklık-kalfalık-ustalık üçlemelerinde olduğu gibi.”

- Yani o zaman Tanrıça yaşamla daha çok ilgiliydi çünkü o zamanki koşullarda hayat daha değerliydi, oysa şimdi insan yaşamı değersizleşti, denilebilir mi?

“Bence hayatın değeri söz konusu değil. Hayat ve ölüm döngüsü eskiden nasılsa şimdi de aynı şekilde devam ediyor, eminim ki hayat her dönem ve koşulda önemliydi. Bunun tanrıçaların yaşamdan çıkarılmasıyla ilişkisi var. Eskiden tanrıçalar ve onun şahsında kadınlar kutsaldı, yaşam veriyorlardı. Sonra tek tanrılı dinlerin de gelişimiyle birlikte doğum veren-yaşam veren kadın değil, erkek oldu. Tek tanrılı dinler dünyevi-semavi ikiliğini ve bunun sonucunda iyi-kötüyü ayrıştırıp kutuplaştırdılar. Pagan inançlarında bu yoktur.

Cennet ortaya çıkarılıp bu dünya kötülendikçe yaşam veren kadın da eninde sonunda cadı oldu, Adem'i kandıran günahkâr Havva oldu. Oysa pagan dinlerde mutlak iyi-kötü ayrımı olmadığı gibi mutlak yaşam-ölüm ayrımı da yoktur.”

-Kimileri Hekate'yi tehlikeli ve insanlara kötülük yapan bir Tanrıça olarak tanımlıyorlar. Bu doğru mu?

“Hekate hakkında çok şey yazılıp çizilir ki çoğu da yanlıştır. Günümüzde orijinaliyle alakası olmayan bambaşka bir Hekate imgesi yaratıldı gibi, ki bu pagan dinleri takip edenler için aslında biraz acıklı çünkü kökenden uzaklaşıldığını gösteriyor.

Tanrıçanın ilk formuyla çalışmak bugün bildiğimiz halinden oldukça farklı yerlere götürür insanı. O yüzden ezoterik olarak çalışacak kişinin tüm bu yönleri bilmesi ve tanıması gereklidir, yoksa bilgisizlik her türlü konuda olduğu gibi bunda da büyük bir engel ve tehlikedir. Hekate'nin sembollerini hatırlayalım,ellerindeki meşaleyi, meşaleler bunu anlatır. Hekate geç dönemde kavşakların tanrıçasıydı, yol ağızlarının... Hekate elinde meşalelerle geçişte, eşikte durur, kapıyı koruyandır. Bilinçaltına, şuurötesine geçen eşikte durur, kişiye yol gösterir. Ancak ruhsal olarak kişi buna hazır değilse, bilgisi azsa veya egosu üstün gelmiş, kişisel çıkara düşmüşse aynı yol gösterici ışık ve ateş bu sefer tüketici ve yok edicidir. Burada bilinçaltı bilinç alanını ele geçirir, psikopatolojide Jungcu tabirle şişme denilen olgu ortaya çıkar. Amaç bilinçlenmek, farkına varmakken sonuç bilinçaltının imgelerinde kaybolmaktır.”

Cadılık ve Hekate

Hekate'nin ilk tapınıldığı zamanlardaki yaşam veren, yaşamlarının önemli karar noktalarında insanların doğru karar vermelerine yardımcı olan ışık saçan, yol gösteren kişiliği, toplumdaki düşünce ve inanç sistemlerinin değişimiyle farklılaşır. Gitgide karanlıkların, sihir ve cinlerin, yer altı dünyasının yaşlı büyücüsü ve şeytanla işbirliği yapan cadıların tanrıçası kimliğine bürünür. Bunda anaerkil toplum değerlerinin babaerkil değerlere dönüşmesinin bir payı var mı, ayrıca tartışmak gerek.

Atheneris'e şeytan ve kara büyüyü sorduk:

“Şeytan tek tanrılı dinlerin getirdiği mutlak iyi - mutlak kötü düalizminin bir ürünüdür. Wicca ve Pagan inanç sisteminde yer almaz. Wicca'da kişi kendi eylemlerinden bizzat sorumludur ve 'kötülük' yada 'iyilik' insana özgü olgulardır, tanrılara veya başka varlıklara ait değil. Kaldı ki kimse bireyi isteği ve iradesi dışında bir eylemde bulunmaya zorlayamaz.

Karanlık ve ölümle ilgili çeşitli gizemler de yanlış olarak gene bu düalist düzlemde tartışılmaktadır. Karanlık sembol olarak bilinçaltını - analitik psikolojinin tanımıyla gölgeyi, kolektif ve bireysel bilinçaltını - yoksulluğu ve boşluğu, ilksel ve ezeli evreni temsil eder. Ezoterik gelenekte kişinin bununla yüzleşmesi ve tanıması, uzlaşması gerekir ve öğretilerin ileri aşaması bunun üzerine yoğunlaşan çalışmalar içerir.

Gelelim kara büyüye. Büyü Aleister Crowley'in mükemmel tanımıyla 'irade doğrultusunda değişiklik yaratmanın sanatıdır'. Dolayısıyla irade doğrultusunda odaklanan enerjinin de rengi yoktur. Sadece uygulayıcının kendisi görece iyi yada kötü olabilir.”

Kimseye zarar vermedikçe istediğini yap.

İyi yada kötü yaptığın her şey üç misliyle sana geri dönecektir.

Pek çoğumuzun yalnızca bir maskeli balo kıyafeti veya tatilde izlediğimiz bir animasyon gösterisi kahramanı gibi algıladığımız cadılar ve cadılık, modernize olmuş bir şekilde yeniden karşımıza çıkıyor. Üstelik pirleri de Hekate.

Her yıl İngiltere'de ve dünyanın pek çok yerinde düzenlenen Witchfest organizasyonlarına binlerce kişi katılıyor. Bu festivallerde konuşmalar yapılıyor, müzikler dinleniliyor.

İngiltere'de “Hekate'nin Kalbi” isimli topluluğun kurucusu, ülkemizde de yayınlanan “Cadının Mutfağı” adlı kitabın yazarı Kate West, kendini çağdaş cadı ilan edenlerden. Yazar “Artemis'in Çocukları” isimli bir başka topluluğun da üyesi.

“Bırakın büyü yaşam bulsun” diyor ve bakın cadılar ve cadılıkla ilgili neler söylüyor:

“Cadılık sanatının ne olduğunu merak ediyorsanız, bizim geleneğimizi anlamayan ve anlamak için de herhangi bir çaba göstermek istemeyen insanların söylemlerinden oluşan ön yargılarınızı bir kenara bırakın. Cadılığın günümüzde de canlı bir şekilde varlığını sürdüren ve en az geçmiş çağlardaki kadar çok uygulayıcısı olan bir inanç sistemi olduğunu göz ardı etmeyin.

Bizler, kutsal olanın hem dişi hem de erkek olduğuna inanırız. Bu ikisinin eşit ve dengede olduğuna inanır, yaşamlarımızda ve kendi içimizde bunun dengesini kurmaya çalışırız. Hem Tanrı'ya hem Tanrıça'ya inanır, kişisel ihtiyaçlara göre Tanrıça'yı İsis, Astarte yada Hekate gibi adlarla, Tanrı'yı Osiris, Pan veya Herne gibi adlarla isimlendiririz. Bunu anlamak için Kutsal olanın sonsuz yüze sahip olan aynadan bir küre olduğunu, her bir yüzün farklı bir kimliği yansıttığını ama tamamının kutsal olduğunu düşünün.

Çalışmalarımızda faydalandığımız hava, ateş, su, toprak ve ruh elementleri doğada çevremizi sararken aynı zamanda içimizde de yer alırlar: Hava; düşüncelerimiz, ateş; tutku ve isteklerimiz, su; duygularımız, toprak; bedenimiz ve ruh; iç benliğimizdir. Bunlar büyü yaparken faydalandığımız enerjilerdir.

Büyü, irade gücüyle değişiklik yapma becerisidir. Büyü yaparken 'kimseye zarar vermedikçe istediğini yap' ve 'iyi yada kötü yaptığın her şey üç misliyle sana geri dönecektir' kurallarına bağlı kalırız.”

Pek çok çoğumuz Hekate ismine, hatta Bodrum'da yaşayan bizler yanı başımızda Lagina'daki tapınağının varlığına, bölgemizde çok eskilere uzanan bir inanışı ve kültü olduğu bilgisine aşina değiliz, bu bir gerçek. Oysa yazımıza geri dönüp baktığımızda, bizden çok uzaktaki insanların Hekate ile ilgilendiklerini, uğraşlarına konu edindiklerini görmekteyiz...

Elle tutulur, gözle görülür bir Hekate tapınağı hemen yanıbaşımızda... Her yöreden çıkan onlarca Hekate heykelcikleri bugün çevremizi ve müzelerimizi doldurmakta... Turizm ve kültürel mirasımızı koruma adına yapılacak çok şey olsa gerek...

Bodrumlife dergisinden alınmıştır





copyright©1999-2006 bodrumlife publications      www.bodrumlife.com    info@bodrumlife.com 
 

bodrumlife