lagina head

LGizemli Tanrıça Hekate ve Lagina (DVD 19"31') 2006

Gizemli Tanrıça Hekate ve Lagina (DVD 19"31') 2006



hekate cover

Senaryo İkbal Çiğdem Damar 2006
Gerçekleştirme Bodrumlife Publications 2006
DVD'yi "Buy Now" Tuşuna basarak satınalabilirsiniz

Tanrıça  Hekate’nin  Gizemli Öyküsü

Lagina adını, Muğla-Milas yolunda Yatağan’ı geçer geçmez karşımıza çıkan Turgut tabelasının altında görürüz. Bizi 10 kilometre ileride kalıntılarıyla çok eski çağlara ait “Lagina Kutsal Alanı” ve binlerce yıllık öyküsüyle mitolojik tanrıça Hekate  beklemektedir...

Lagina; Hekate’nin bugün bilinen en önemli tapınağının olduğu, en eski ve yaygın olarak tapınıldığı yer olan Karya’daki Stratonikeia kentinin resmi dinsel alanıdır. Adı, günümüze hâlâ bazı yerlilerince söylenen “Leyne” adıyla ulaştı. Ancak yakın zaman önce Leyne’nin adı Turgut olarak değiştirildi.

Bölgenin bilinen en önemli dinî merkezi olan Lagina’da yerleşim M.Ö. 3000 lere kadar uzanır. Ancak, Lagina kutsal alanı hakkında bilgilerimiz, Stratonikeia kentinin kurulmasından ve Lagina’nın o kente bağlı bir tapınak yeri hâline gelmesinden, özellikle de şimdi kalıntıları görülen Hekate Tapınağı’nın yapılmasından sonraki döneme aittir.

Burada ilk araştırma 1743’te Richard Pockocke tarafından gerçekleştirildi. Daha sonra 1891 yılında Türk müzeciliğinin kurucusu sayılan Osman Hamdi Bey kazı çalışmalarını başlattı. Bu kazılar ülkemizde Türkler tarafından gerçekleştirilen ilk arkeolojik kazı özelliğini taşır. Uzun bir aradan sonra 1967-1970 yıllarında Prof. Dr. Yusuf BOYSAL tarafından kazı ve araştırmalar yapılmış, 1993 yılından günümüze kadar olan dönemde Prof. Dr. Ahmet A. TIRPAN başkanlığında çalışmalar sürdürülmüştür.

Yapılan kazılarda ortaya çıkan çok sayıda önemli kalıntı İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde, Turgut Müze Evi’nde, Milas  ve Muğla Müzelerinde sergilenmektedir. Tanrıça Hekate’nin Lagina’da bulunan tek vücutlu, tek başlı heykeli yine Turgut Beldesinde Belediye Binası önünde yer alır.  


Hekate inanışının Anadolu’daki anaerkil düzene ait dönemlerden kalan bir geleneğin devamı olduğu tahmin edilmektedir. Hekate’nin  adı 125-180 yılları arasında yaşayan Romalı filozof Lucius Apuleius’un Metamorfozlar adlı kitabında “Ana Tanrıça”lardan birisi olarak anılır:

“Ben her şeyin doğal annesi, bütün öğelerin sahibesi ve yöneticisi, bütün dünyalarda insan neslini başlatan, kutsal güçlerin reisi, cehennemdeki her şeyin kraliçesi, cennette yaşayanların önde geleniyim. Bütün Tanrıların ve Tanrıçaların göründüğü tek biçim benim. Gökyüzünün gezegenleri, denizlerin bütün rüzgarları, ve cehennemin acıklı sessizliği benim irademle idare edilir. Tüm dünyada değişik biçimler, farklı gelenekler ve bir çok adlar altında anılan benim adımdır, tapınılan benim kutsal varlığımdır.

İnsanların ilki olan Frigler bana Pessinus Tanrılarının anası, kendi topraklarından çıkan Atinalılar Minerva, denizle çevrilmiş Kıbrıslılar Venüs, yay taşıyan Giritliler Diana, üç dil konuşan Sicilyalılar korkunç Proserpine, Elevsisliler eski Tanrıçaları Ceres, bazıları Juno, başkaları Bellona, başkaları Hekate, Ramnusie, her türlü eski öğretinin ustası olan ve bana doğru dürüst törenlerle tapınan Mısırlılar beni doğru ve en eski adımla Kraliçe İsis diye adlandırırlar.”

Hekate’den bahseden ilk yazılı kaynak Hesiodos’un Thegonia adlı eseridir. M.Ö.7oo lü yıllarda İzmir Aliağa yakınlarındaki Kyme kentinden Antik Yunanistan’ın Askra kentine göç eden bir ailenin oğlu olan Ozan Hesiodos, Yunan tanrılarının doğuşunu, tanrı soylarının ve kuşaklarının birbirini izleyip gelişmelerini anlatır Thegonia’da; “Her şeyden önce Kaos vardı” der.


İlk olarak Gaia yani Toprak’ın var olduğunu  anlatır. Gaia  dört bir yanını saran Uranos’u yani göğü yaratır, kendine eşit. Sonra yüksek dağları ve denizi yaratır. Uranos’la birleşerek erkek titanları ve dişi titanları doğurur.

Hekate, titanlar arasında güneş soylular diye anılır.  Koios ile Phoibe’nin iki kızları olur: Birisi Leto, ki Apollon ile Artemis’in anasıdır, diğeri Asterie. Asterie, Perses ile birleşip Hekate’yi doğurur.

Hekate’nin adı Homeros destanlarında hiç geçmez. Buna karşılık Hesiodos’un Thegonia’sında büyük yer tutar. Ozan, Titanlar kuşağını saydığı parçanın sonunda Hekate’ye kırk altı dizelik uzun bir övgü düzmektedir.

Phoibe Koios’la gerdeğe girdi
Leto ve adı güzel Asteria’yı getirdi dünyaya
Perses sarayına götürdü bir gün
Ve sevgili eşi oldu onun
Ve Asteria Hekate’yi doğurdu.
Ölümsüzlerin saygısı büyüktür Ona,
Bütün yeryüzünde kurban kesen her ölümlü
Hekate’nin adını anar yakarışlarında.
Kimin dileğini iyi karşılarsa o tanrıça
Onun elde edemeyeceği bir şey yoktur.
Ona bütün mutlulukları vermek elindedir
Ünlü Gaia ve Uranos’un çocukları
Kendi paylarından pay vermişlerdir ona
Kim hoşuna giderse Hekate’nin
Yardım görür ondan.
Meydanlarda kalabalıklar içinde
Kimi isterse onu parlatır Hekate


Olympos tanrılarıyla ilişkisi olmayan, efsanelerde adı geçmeyen Hekate’ye Hesiodos’un bu kadar büyük ayrıcalıklar bahşetmesi araştırmacıları şaşırtır. Homeros destanlarında adı bile geçmeyen bu tanrıça, Theogonia’da ancak Ana Tanrıça Kybele ile kıyaslanabilecek evrensel bir nitelik taşımaktadır.

Hekate’nin bir Yunan Tanrıçası olup olmadığı da tartışmalıdır. Yunan mitolojisine sonradan adapte edildiği görüşü yaygındır. Yunan mitolojisinde Demeter, Persefon, Hekate mitosu dışında Hekate, yalnızca tanrılarla titanların savaşında Amazonlarla beraber Zeus’a yardım ederken görülür. Bergamadaki Zeus Atları bunun en güzel örneklerinden biridir…

Hekate’nin sözcük yapısı  Grekçeye uymaz. Karya Bölgesine özgü bir sözcüktür…  Karyalıların diline, Mısır’da paralı askerlik yaparken görüp etkilendikleri ebe Tanrıça Hekat’tan dolayı girdiği sanılır. Mısırlı ebe tanrıça Hekat’ın kökeni Mısır anaerkil dönemlerindeki  klanın bilge kadını “Heq” e uzanır.

Hekate sözcügü: “İradesini hakim kılan” en çok kabul görenidir.  “Çok uzakta olan”  ve “en parlak olan” anlamlarını da içerir. Kayra kralı Mozolos’un babası olan Hekatomnos’un adının anlamı: “Hekate Tapınağı insanı, hizmetkârı” dır.

M.Ö.81.yy.dan itibaren Lagina’da her dört yılda bir Hekatesia – Romaia Festivali yapılır, Fakat Hekatesia töreni her yıl kutlanmaya devam ederdi. Diğer bir adıyla “anahtar taşıma festivali”nde tapınağın anahtarı bir alay halinde  yürünerek Stratonikeia’ya götürülür ve geri getirilirdi. Bu gelenek, Hekate’nin yeraltı dünyasının anahtarını elinde tuttuğu inancından kaynaklanırdı. Bu inanca göre Hekate, ölüler diyarının kapısını koruduğu gibi, yeryüzündeki bütün kapıların da koruyucusudur. Bela ve felaketin evlerden uzak olması için, kapıların önüne Hekate sunakları dikilirdi. Ölülerin ruhlarını teslim alan Hekate, mezarlıkların da sahibesidir.
Özellikle Trakya mezar stellerinde yaygın olarak görülen atlı figürleri, onu kısrak sembolüyle özdeşleştirir.

 
Hades’in kapısında bekleyen Kerberos adlı köpekten dolayı, bütün köpeklerin sahibidir. Kendisine köpek kurban edilmesi Karya bölgesinde yaygın bir gelenektir. Köpeklerin gece ulumaya başlamaları halk arasında Hekate’nin dolaşmaya başladığına yorulur. Çünkü sadece köpekler onu ve serbest bıraktığı ruhları görebilirler. Dişi köpek ve dişi kurt, Hekate’nin özdeşleştiği sembollerdendir.

Hekate gecelerin, karanlıkların kızıdır. Bir ay tanrıçası olarak güneşle tamamlayıcı bir ilişkisi vardır. Ayın otuzunda, güneş ayı yakaladığı ve beraber doğdukları zaman, ona üzerinde mumlar olan düz bir pasta sunulur.

Hekate ve Apollo yolculuk tanrılarıdır, yolu aydınlatırlar. Apollo gündüz güneşiyle, Hekate gece meşalesiyle. Ateş saçan, ışık saçan, meşale taşıyan, ateş soluyan ve siyah isimleriyle anılır Hekate. Mağaralarda ona tapılır ve onuruna meşaleler yakılır.

Hilal şeklindeki ay ve meşale de Hekate’nin sembollerinden birisidir. Ruhların ve yolcuların yol göstericisidir. Üç yol kavşaklarında Tanrıça’ya ay son evresinde olduğu geceler çörek, balık, yumurta ve peynir sunularak tapınılır.

 

Erken dönemlerde tek vücutlu ve başlı iken, sonraları üç gövdeli tasvir edilir. Bu üçlü form,  cennette, dünyada ve ölüler diyarında güce sahip olmasını betimler. Aynı zamanda, doğum, ölüm yaşam üçlemesi de Hekate’nin üçlü formunda  vücut bulur. Yeni ay Artemis, Dolunay Selene ve ayın son hali Hekate’dir.

Hekate’nin üçlü bedeni bir kadının yaşam evreleri olan  kız çocukluğunu, anneliğini  ve aneanneliğini de sembolize eder.

Persefon, Demeter, Hekate üçlemesinde bereket tanrıçası Demeter’e yeraltı dünyasının hükümdarı tarafından kaçırılan kızı Persefon’un bulunması için yol gösteren kişi Hekate’dir.   

Hekate’nin gücü geç dönemlerde ve Roma mitolojisinde gitgide azalarak, ölüm, kötü ruhlar ve büyüyle bağdaştırılır. Artık o, yaşlı ve kötü kadındır. Cadılığı vurgulanır. Zeus’un yer altı dünyasına hükmeden kızı olarak anılmaya başlanır.

İnsanoğlu; bir zamanlar bolluk ve verimlilik içinde özgür, eşit  yaşadığı cenneti bir hükmetme, sahip olma ve savaş meydanına çevirirken, Apelieus’un Metamorfozlar’ında sözünü ettiği güzel ve güçlü Tanrıçalardan Hekate’yi de mitolojide bir cadıya ve yaşlı kadına dönüştürmüştür. Erkek tanrılar ana tanrıçanın yerine geçmiş, Hekate ise korkulan, kötülükleri ve karanlığı yönettiğine inanılan bir büyücü olarak anılmaya başlanmıştır..
 

 

Zamanın büyükannesinin sözcüklerini duy:
Hecate, Erishkagel, Cerridwen, Kalima-, Anna, Perenna, Örümcek Kadın ve birçok diğer adla bilinen.
Bazen korkulan, bazen  sevilen, ama şimdiye kadar hiç görmezlikten gelinemeyen.
Bilgi ve sonsuzluğun bilincini getiren.
O bakire oldu, ve, o sevinci hatırlar.
O Anne oldu, ve, o zevki anımsar.
Ama yaşı onu değiştirdi ve o, hiç durmadan dönen  tekerleğin gizemlerini öğretti.  Tekerlek; yaşam, ölüm, ve yeniden doğuştur.
O,  daireler çizen kasırgadır, püsküren yanardağ, yükselen büyük dalga, dünyanın kabuğunun titremesi.

Yaşla beraber, geçmişi anlamak ve geleceğe bir göz atmak imkanı gelir.Bunun  yüzden, tekerleğin dönüşünde, geçmiş, gelecektir, ve gelecek, geçmiş.
O Bilgili olandır, öğretmen, kaçınılmaz değişimin getiricisi.
Ayın  karanlığıdır,  saklanandır, bizi bekleyen görünmeyen bilinmezdir.
Ama ondan korkma çünkü O kötü niyetli değil ve onun dokunuşu  sert de olsa,sevgidir.
 
Sadece cehalette, o hor görülür ve kötümsenir.
Onu bilmeyenler, ekinleri bozan ve inekteki sütü ekşiten gücüyle yaşlı bir kadın diye onunla alay ederler.
Onun yaşını nefret edilen şeye dönüştüren şey, korkudur,
kırışıklıklarını iğrenç bir biçimsizliğe,
sesini şeytana ve çıkarcı bir gıdıklamaya.

Dünya üzerinde güç arayanlar onun bilgisi ve değiştirilemez gerçekleriyle yüzleşmekten korkar.
Ama eskiden biz, en eski gelenekleri öğrenmek için onun ayaklarının dibinde oturduk.
İyileştiren bitkilerin bilgisini ve hayatlarımızı şekillendiren şarkıları öğrendik.
 
Bizim konseylerimizde, pazar yerlerimizde, evlerimizde şerefle oturdu. Bizim devletimizi  yönetti ve bizim yasalarımızı yorumladı. Değişen mevsimlerimize yön  verdi. Bizim öğretmenimiz,  kahinimiz, yeniden doğuş sözümüzdü.

Gel, eskiden olduğu gibi onu şereflendir, şimdi Bilge Olan’ın, Eski Kahin’in, Yaşlı Kadın’ın sözcüklerini dinle!

 

Hekate’nin binlerce yıl süren sesssizliği ve hüznü günümüzde  Turgut Belediyesi, Kültür Bakanlığı ve Konya Üniversitesi’nin işbirliğiyle gerçekleştirilen Lagina Festivali ile coşkuya  dönüşüyor. Adeta, geçmişte Roma devrinde şaşaalı bir şekilde her yıl kutlanan “Hekatesia” şenlikleri yeniden canlandırılıyor.

Günümüzde batıda  “Paganizm” ve “Cadılık” kavramlarıyla özdeşleştirilen ve sembol kabul edilen “Tanrıça Hekate” ye inanan yabancılar, özellikle Bodrumdan gelen turist kafileleri, meraklı turistler, arkeoloji tutkunları  ve çevre halkı  giderek artan bir ilgiyle törenlere katılıyorlar.

Geleneksel davul zurna karşılamasıyla başlayan törende yöre geziliyor, yöresel müzikler dinleniyor, yemekler yeniyor, kazılar hakkında bilgiler veriliyor, film gösterileri düzenleniyor...
Muğla Üniversitesinin yardımıyla düzenlenen temsili Anahtar Taşıma ve kurban törenlerinin ardından Bodrumlu mistik ve Antik Müzik Grubu’nun gösterileriyle dolunayda gerçekleşen törenler son buluyor...

Hekate’nin gizemli yaşamı, Lagina’nın kalıntıları arasında gecenin geç saatlerinde , herkesin elini ayağını çekmesinden sonra tüm gizemiyle ve karanlığıyla devam ediyor...

 

 



copyright©1999-2009 bodrumlife publications      www.bodrumlife.com    info@bodrumlife.com 
 

bodrumlife